BLOG

blog'a geri dön

0 yorum var - 05 Mart 2008 18:40

Demirkaya’daki yazlığımıza ilk taşındığımızda ben tahminen 5, kardeşim 3 yaşındaydı. 6 yaşıma geldiğimde çevreyi keşif gezilerimde cesurca bilmediğim yerlere girip çıkarken, her deliği araştırır, her sokağı yoklerken, 4 yaşındaki kardeşim hep peşimdeydi. “Ablam lütfen ben de geleyim, hadi birlikte gidelim.” Gerçi sinir olurdum ama gelme desem annemin olaya el atacağını, “Ne olur o da gelse?” vs diye canımı sıkacağını bildiğim için hiç ses çıkarmazdım. Kaybolmaktan ölesiye korkardı, etrafta beni göremediği saniye nefessiz kalır, “ablam!” diye çığlık atmaya başlardı ve aynı saniyede gözleri dolardı. Ondan sıkıldığımda arkamı dönüp onu iterdim yere yapışırdı poposunun üstüne, bazen ağlamaya başlardı. “Git peşimden, bıktım senden!” derdim. Bazen kalkıp ağlaya ağlaya takip etmeye devam ederdi, eğer evin yolunu bildiği bir yerdeysek eve doğru ağlaya ağlaya giderdi. Yine de takip ederdim kaybolmasın diye eve girdiğini görene kadar sessizce peşinden yürürdüm geri dönüp. Kaybolmadan eve girdiğini görünce içim rahat ederdi. Bazen de ikna etmeye çalışırdım: “Bak bu iki yol aynı yere çıkıyor, sen burdan git ben de burdan bak orda buluşucaz gerçekten” hakkatten de öyleydi, ona öğretmeye çalışırdım ki korkmasın, ama inanmazdı, ben anlattıkça, lafı uzattıkçça ve o da inanmadıkça elleriyle t-shirtüme daha da yapışırdı, bırakıp kaçarım diye ödü kopardı çünkü. Öyle benle geze geze öğrendi sonunda sitemizi ertesi yaz.

bu yazıya puanı basanlar: